BİRLEŞMİŞ MARKALAR DERNEĞİ BAŞKANI EKREM AKYİĞİT:''ÖTV İNDİRİMİ PERAKENDENİN HAZIR GİYİM, TEKSTİL VE KONFEKSİYON AYAĞINA OLUMSUZ ŞEKİLDE YANSIMIŞTIR. PERAKENDENİN BU AYAĞINDA YÜZDE 15-20 GERİLEME YAŞANDI''

''BUNDAN SONRA ALTINCI ÖNLEM PAKETİ AÇIKLANACAKSA BUNUN ÖZELLİKLE HAZIR GİYİM, TEKSTİL VE KONFEKSİYON SEKTÖRLERİNDEKİ ÜRETİMİ VE İSTİHDAMI ARTTIRMAYA YÖNELİK OLMASI GEREKMEKTEDİR''

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Ekrem Akyiğit, ÖTV indiriminin perakendenin hazır giyim, tekstil ve konfeksiyon ayağına olumsuz şekilde yansıdığını, perakendenin bu ayağında yüzde 15-20 gerileme yaşandığını belirtti.
 


Akyiğit, ''Yürürlüğe giren ÖTV indirimi, her ne kadar perakendenin beyaz eşya, otomotiv ve elektronik ayağına önemli bir hareketlilik getirse de, üretimin ve istihdamın yükünü çeken hazır giyim, tekstil ve konfeksiyon ayağına olumsuz şekilde yansımış ve konunun markalarımızın gündemine gelmesine neden olmuştur. Beyaz eşya, otomotiv ve elektronikteki ÖTV indiriminin uygulamaya girmesiyle perakendenin bu ayağında (hazır giyim, tekstil ve konfeksiyon)  yüzde 15-20 gerileme yaşandı'' dedi.

Tüketicilerin, birikimlerini avantajlı koşullara kavuşan beyaz eşya, otomotiv ve elektronik sektörlerinde harcadıklarından, yakın gelecekte perakende sektörünün diğer alanlarındaki markalardan alışveriş yapma olanağının da kısıtlanmış olduğunu öne süren Akyiğit, tüketicilerin, gelecek 1 yıllık süreçte sadece kredi kartı borcu ödeyerek bütçelerini denkleştirmeye çalışacaklarını ve bu süre zarfında, alımlarını yine erteleyeceklerini veya minimumda tutacaklarını tahmin ettiklerini vurguladı.

Akyiğit, ''Diğer yandan, beşinci önlem paketiyle de, bilgisayar ve mobilya satışlarında bir artış beklenebilir. Konut sektöründe de, avantajlı koşulların yarattığı etkiyle hareketlilik söz konusu olacaktır. Ancak bunun da perakendeye ve markalarımıza etkisi sınırlı olacaktır. Kişiler, birikimlerini yine bu alanlara yönlendireceklerdir'' dedi.

'İHTİYACI OLAN YURTTAŞLARA HARCAMA ÇEKİ PROJESİ DEĞERLENDİRİLMELİ''
Perakendeye de yarar sağlayacak bazı önlemlerin alınmasını isteyen Akyiğit bu önlemleri şöyle sıraladı: ''Bundan sonra altıncı bir önlem paketi açıklanacaksa bunun özellikle hazır giyim, tekstil ve konfeksiyon sektörlerindeki üretimi ve istihdamı arttırmaya yönelik olması gerekmektedir. Bu sektörler, hem perakendede hem de sanayide yer almaktadır. Her iki alanda da istihdam büyük önemdedir. Hazır giyim, tekstil ve konfeksiyon sektörlerinin üretim ve perakende ayaklarına yönelik istihdam arttırıcı önlemler ve istihdamla ilgili avantajlar, ekonomik krizin en önemli sonucu olan işsizliğin giderilmesinde olumlu etki yaratacaktır.

Diğer yandan, önlem paketleri içinde yer alan KDV, ÖTV gibi vergisel avantajların perakende sektöründe de uygulanması, hane halkı harcamalarında ve ticarette olumlu etkiler yaratacaktır. Böylece, iç pazarın potansiyeli de kullanılabilecektir.''

''İhtiyacı olan yurttaşlara harcama çeki'' projesinin, kuralları ve uygulama şekli çok net biçimde belirlenmek ve sıkı bir şekilde denetlenmek koşuluyla ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akyiğit, belirlenecek tutara markaların da ek bir katkısı sağlanarak gerçekten ekonomiyi hareketlendirecek şekilde formüle edilip uygulanabileceğini belirtti.

Ekrem Akyiğit, Üretimin ve istihdamın yükünü çeken tekstil, hazır giyim ve konfeksiyon başta olmak üzere, perakendenin ve markaların bu uygulamaya vereceği destekle, tüketicilerin beyaz ve kahverengi eşya, otomotiv ve elektronik dışında kalan acil ihtiyaçları böylece karşılanmış olacaktır'' diye konuştu.

BORÇLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI
Borçların yapılandırılmasında da KOBİ'leri hedef alan Ziraat Bankası ile daha geniş bir alana rahatlama sağlanabileceğini ve ekonominin ritminin korunabileceğini ifade eden Akyiğit, ''Ancak bu projenin popülizmden uzak biçimde uygulanması, sürecin doğru koşullara bağlanması ve denetlenmesi önemlidir'' dedi.

Krizin bir diğer sonucu olan kredi kartı sorununun büyüyerek devam ettiğine işaret eden Akyiğit şunları kaydetti:

''Kredi kartı borç yükü, perakendenin neredeyse 1 yıllık ekonomik hareketliliğini üretimin ve perakendenin, yani ekonominin dışına çıkarmıştır. Günümüzün zor ekonomik koşullarında, çalışanlar maaşlarının büyük bölümüne yakınını doğrudan bankalara aktarıp kredi kartı borcu ödüyorlar. Bu aşamada, borçlarının yeniden yapılandırılması ciddiyetle düşünülmelidir. Bu paranın tamamının kart borcuna gitmeden önce ekonomik bir faaliyet içine çekilmesi hareketlilik yaratacaktır. Bu açıdan, kart borçlarının yeniden yapılandırılarak, kişiler için yeni ve akılcı bir harcama olanağı sağlanması, hane halkı satın alma gücünün bu yolla artırılması uygun olacaktır. Böylece, kişisel gelirin küçük bir bölümü sabit bir borca ayrılırken, büyük bölümü ekonomik faaliyetler içine çekilmiş olacaktır.''